Hakkımda

mümteni; zuhûru muhâl, derdi âşikâr bir kemter kul.

Şiirle münasebetim, klasik usulle okunan Arapça metinlerin arasında başladı. Bu metinler bana kelimeyi yalnız sesiyle değil, taşıdığı anlam ve hâl ile de duymayı öğretti. Aynı yıllarda eski Osmanlıca eserlere yöneldim; eski şiirin dili, ölçüsü ve ahengi zamanla bende ayrı bir yer edindi. Yazdıklarımda bir yetkinlik iddiasından çok, içimde kalan duyguya uygun bir söz arayışı vardır.

mümteni hakkında görseli

Fazla gözükmeyi seven, kendini paylaşmaya hevesli biri değilim. Burası boş kalmasın diye, vaktiyle çektiğim fotoğrafımı buraya koydum.

mümteni, lügatte zuhûru mümkün olmayan, varlık sahasına kolayca çıkmayan şeydir. Benim nazarımda şiir, şahsı öne çıkarmaktan ziyade içte kalan hâli söze yaklaştırma gayretidir. Bu yüzden burada kendimden geriye çekilip sözün kendi yolunu bulmasına razı olurum. Kimi mısra sahibini aşar; kime varacaksa orada tamamlanır.

Ne yaptığımı soracak olursanız; bir yandan yazılımcı olarak çalışıyor, kalan vakitlerde şiire dönüyorum. Duygunun kolayca eridiği bu devirde, kendimden geriye biraz sahici bir iz bırakmaya çalışıyorum.